Güneşin doğmadığı çok sabahlar gördü bu gözler, yüreğimin ağır işçileri ne çileler çekti karanlık gecelerde, içimdeki çocuk öyle saklanmış ki saklambaçta deli divane bir ebeyim şimdi sokakta...
bisikletlerimize atlayıp kovalayabilmeliyiz gökkuşağını, uçurmalıyız dünyayı mutlu anlarda, özgür olmalıyız kuşlar gibi, mekanımız gökyüzü olmalı, mavi, mavi bizim rengimiz olmalı, gökyüzü maviyse, her yer gökyüzü olmalı.
Bulutların
arkasına takılıverdi her zaman olduğu gibi
Uzun
zaman sonra ağlıyorum ben. Yastığım uzun zaman sonra ıslanacak, yorganıma
sarılacağım büsbütün ve karanlık .. hıçkırıklarımı yutan sonsuzluk. Ve onlara kavuşmaya gidiyorum.
Sarılamadıklarımın yerine sarılacağım. Önce üşütüyo gibi ama sonra kabulleniyo
beni. Gidiyorum şimdi.
işte bazen öylesine yalnızım; battaniye, televizyon sesi, kuş tıkırtısı, ses vermeyen telefonlar, sessiz kitaplar, gazete hışırtısı... hayır, hayır ne kadar kalabalıkmışım oysa.. daha içimde saymadığım onca şey varken, yalnızım diyemem ...
kar taneleriyle aklıma düştün bugün. masamın üzerindeki kar tanesi hep bendeydi, gözümün önünde. ama bugün üzerime konanlar eridi hep. yoksa yok mu oluyordun içimde? eriyip gidiyor muydun ? işte buna benziyor ama tam bu değil. bi daha takamadım onu, belki de erimesini hiç mi hiç istemedim.
ağlarken gülmekse hayat; severken nefret edebilirim. özlerken kin güdebilirim içten içe. mutluluğunu isterken kıskanabilirim farkında olmadan , sarılırken bıçaklanabilirim sırtımdan. o zaman göze almalıyım her şeyi. gidenlerle kalanları ayırt edebilmeliyim,boşlukları dolmayacak olsa dahi.. tüm kötülüklere rağmen sevebilmeliyim insanları, müziği, kerevizi, nar suyunu. dokunabilmeliyim gökyüzüne hayallerimde; düşlerimde yıldızlara yakın, aya komşu olmalıyım...
1 Aralık 2012 Cumartesi
sabahlamak için güzel bi aakşam ;) yağmur sesi, müziğim ahh sıcak çikolataaammm :)