26 Kasım 2013 Salı

tanrı

yağmur yağmış biraz,havaya kokusu sinmiş toprağın
sanki,
sanki biri dokunuyor bulutlara
ağlıyorlar,
tam avunuyorlar,tekrar,
tam da bitti demişken, hüzne dayanamayıp
hıçkırıyorlar.
peki ama, kim, kim dokununca bulutlara
ağlamaklı oluyorlar yukarıda,
yoksaa hey sen mi,
tanrı sen mi dokundun onlara,
sen mi  izin verdin ağlamalarına,
sevdalarını kara toprağın derinliklerine gömmelerini sen mi söyledin?
hayallerinizi yıldızlara takıp unutun diyen sen miydin?
mutluluklarınızı o daracık göğüs kafesinize hapsedin diyen
öpüşmelerinizi yatak odanıza hatta yatağınızın en kuytusuna gizleyin diyen
haramı günahı öğreten de sendin öyle ya
tanrı,
bulutlar ağlıyor gökyüzünde
ve
yağmurun elleri uzanmış toprağa,
umut tohumları ekiyor,
bir uçtan diğer uca..

12 Ekim 2013 Cumartesi

yalnızlığım benim, pasaklı kontesim

yalnızlık, fazlası acıtan, azı özleten, yalnızlığım benim pasaklı kontesim.
susarsın susarsın susarsın dudakların sustukça gözlerinden düşen damlalar konuşur, konuştukça konuşur..
tüm isyanların adına, tüm günahların ve terkedilmişliklerin adına konuşur,
tüm geçmişin adına tüm geleceğin için konuşur,
kırılan hayallerinin enkazı, yenilerine ise temel atmak için konuşur.
bi omuz istersin, biraz olsun ıslanması için bi omuz,yalnız olmadığını hissetmek için.
unutmuşsun bile işte,
YALNIZSIN. şu an için yalnızsın,tüm sevdiklerin bi aradayken seni ayrı düşüren bu düzene söversin.
sövdükçe günah derler, sus, konuşma derler; bastırılırsın.
düşünme derler, kabullen her şeyi, haksızlığı, tüm yokolmuşlukları, sevdalarını, ayrılığı, özlemi, emek hırsızlığını, kanıksanmış cümleleri kabullen derler. KABULLEN!

>> yalnızlığım benim, pasaklı kontesim
                                                  ne kadar rezil olursak o kadar iyi >>  Can YÜCEL

5 Eylül 2013 Perşembe

baazeenn...


bazen tüm gözler Nazım'ın Piraye'ye baktığı aşık gözler, Nazım'ın gözleri
bazen tüm aşıklar Cemal Süreya'nın dizelerine dökülüyor, tüm tutkuları, hasretleri, her yer AFRİKA oluyor,
bazen Kaybeden Kulübü kadar standart oluyor hayat, tüm şehvetiyle karşılarken gece günü, standartlar umut oluyor aniden, masumca
bazen İlkay Akkaya'nın "Ah Sensiz" şarkısı oluyor hayat, tüm dizeleri onsuzluğun öksüz hisleri sarmış, sen ise gözyaşlarına hakim olmaya çalışan beceriksizin tekisin,
bazen tüm makyajlar Turgut Uyar'ın palyaçosuna yapılıyor, büyün yüzsüzler takma çehreler kazanıyor,
bazen tüm şarkıları Nurettin Rençber söylüyor, hem söver hem sayar hem de seversin içten içe,
bazen tüm ayrılıkların acısını çıkarırcasına Atilla İlhan dinliyorsun, ayrılık vaktini geciktirebildiğine kar sayıyorsun aklınca,

bazen, gidersin sırf dönebilmek için ...

2 Eylül 2013 Pazartesi

ani tebessüm :)

ne kadar az beklenti o kadar çok mutluluk demekmiş, ne kadar az tuz o kadar az su imiş.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

x. yaş...


merhaba x.yaş, x kadar yıldır beklenen , yyyy kadar kocaman hayalleri kurulan, z kadar gündür geceleri bu gün düşünülen yaş :) öyle hayaller yıktın ki bu gece x ah x ah :/ demek ki neymiş x yaşı önemli değilmiş, napıyomuşuz hep birlikte x yaşını beklemiyomuşuzzz bla bla bla

3 Ağustos 2013 Cumartesi

sarı karavan


uzansaydım tutacaktım hayallerimizi, ama korktum, niye mi? gün gelir de kopamazsam diye, sarı bi karavana atlar ne var ne yoksa hatta kutumu bile geride bırakırsam diye, çok seversem daha çok özlersem daha da çok bağlanırsam diye, her şeyin çoğundan korktum, sorumluluğun fazlasından, geleceğin bilinmezliğinden, belki de benim kadar ben olmandan korktum, öylesine bendin ki, öylesine işte, o kadar olur. uzansam tutacaktım ellerini, ama ne yaptım tutup bıraktım, neden mi? her defasında üzmekten korktum, yine üzdüm, oysa hiç ister miydim üzmeyi? rüyalar o kadar gerçek ki, o kadar işte, öylesine gerçek, tabi hepsi bu değil  sarı karavan, belki de yazmaktan bile korktum, ne dersin? 

17 Temmuz 2013 Çarşamba

ÜVERCİNKA


Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu 

                                                              kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
                           Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
                           Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
                           Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse 

                                                  değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna

                                                            diziyorlar
Bütün kara parçalarında
                            Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
                           Afrika hariç değil
 


Cemal SÜREYA

12 Temmuz 2013 Cuma

özlemek, zor meslek

    
 kavga dediler, tartışma dediler, çatışma, farklı düşünceler, yetişme tarzı dediler           uzun bi boşluk bırakıp 'sevgi' dediler. anlamını bilmeden söylediler.
 üzerinde düşünmeden özlemek dediler, kavuşmak dediler, sevgili, eş, yol arkadaşı dediler. hepsini bi çırpıda söylediler. yaşanmışlıklarını göz ardı ettiler. sevdiklerini kolayca geride bırakıp, yol ayrımına ulaştılar, arkalarına bakmadan bi çift laf etmeden , sevdiklerini bıraktılar. belki de gitmek zorundaydılar, gitmek mi zordur , kalmak mı? sevmek mi zordur, kaçmak mı? sahi ya sen hiç sevmekten korktun mu? sevmekten korkulur mu demediler mi hiç sana? hayallerinden kaçmadıysan sevmekten korkmayacaksın, ihtimallerin altında ezilmek olmaz, sevmenin düşünmesi  olur mu hiç demediler mi? sahi ya,
sana kimse sevmek zordur, özlemek zor meslektir demedi mi? 

14 Mayıs 2013 Salı

sen, yağmur damla'm

sen, yalnızlığımın tek eksiği
sen, dokunamadığım hayallerim
sen, tutamadığım gözyaşlarım
sen, yorgunluğun en tatlı uykusu
sen, sevginin ulaşılmazlığı, huzurun         dingin sesi
sen, bitmemiş cümlelerin üç noktası
sen, içimdeki fırtınaların sakin tek limanı
sen, her yağmur damlasında hatırlanan umut
sen, ayrılıkların en derini
sen, eksik mutlulukların tek adresi
sen, benim şehirlerimdeki tüm sokakların adı.. yağmur damla'm

7 Nisan 2013 Pazar

"DERİN"

hayatımda olmasını istediğim insanlar var. ama uzaktalar. bi telefon uzağımdalar. ama elimi uzatsam tutamayacaklar, gece ağlasam duymayacaklar hıçkırıklarımı, omuzları ıslanmayacak gözyaşlarımla. sevdiklerimiz yanımda yoksa neden mutlu olmalıyız? sevdiklerimizle paylaşamayacaksak hayatı neden yaşıyoruz?  kavuşma günlerini iple çeker olduk, rüyalarda dokunur olduk aşklarımıza? sevdalarımızı satır aralarına sıkıştırdık. umutlarımızı gökyüzüne emanet ettik, - hani gün gelir de lazım olur diye. peki ya sevgi? o sevdiklerimizin aşklarımızın kalplerinde. en ortada. en dağınık yerleşime sahip bi yerleşke. peki ya nefret, kin?  uzakta onlar çoook uzakta.  kaf dağının ardında. bilinmezliklerin en dibinde. ormanların en karanlığında. sokakların en ıssızında. okyanusun en derininde. DERİNlerin kalbinde, hep en ıssız, karanlık noktada. DERİNLERİN en DERİNİNDE.


5 Nisan 2013 Cuma

tereddüt eder insan bazı bazı. şüpheye düşer sevdiğinden de sevildiğinden de.gölge olmadan güneş, şüphe olmadan aşk olur mu? bir insanı haftada yedi gün, günde yirmi dört saat aynı şekilde,hiçbir iniş çıkış yaşamadan sevmek mümkün mü ? hele seneler boyu.mümkün değilse şayet neden bu kadar zorlanıyoruz sevdiğimiz insanları , sevmediğimiz anlar, hatta sevmediğimiz günler olduğunu kabul etmekte?
 keşke söyleyebilsek birbirimize dürüstçe: " seni seviyorum ama şu anda değil. seni görmek istiyorum ama bugün değil"
 keşke kırılmasak bunları duyduğumuzda, rahat olsak, anlasak.
                                                                                                       Elif ŞAFAK
                                                                                                      ŞEMSPARE

4 Nisan 2013 Perşembe

Kim Bilir ???


hani radyoda bi şarkı çıkar, çok seversin, sana seni yeniden sil baştan en objektif haliyle anlatır. o şarkının sadece bi kelimesi aklındadır, sadece onu sayıklarsın. eve gelir saatlerce ararsın o tek kelimeden çıkan sonuçları google'da. bulamazsın. hüsran. bi gün biri sana bak bi şarkı var çok hoş der ve gönderir. bi bakarsın o günlerdir aradığın tek sözcüğünü saatlerce sayıkladığın şarkı. dinlersin. eskisi gibi mutlu etmez seni, zevk almazsın. o tek kelime artık değerini yitirmiştir. basittir. senden bi parça değildir. belki de hiç senin olmamıştır, kim bilir?

3 Nisan 2013 Çarşamba

bazen aylarca beklersin o anı, ama o gün o saat gelmez. belki de.. benden geriye kalan tek şey belki de...
yağmur damlalarının camdaki dansını seyretmek ne güzel şeymiş oysa, yağmurdan kaçmak neden?
toprak kokusunu neden doyasıya çekmeyiz ki içimize, neden sevemeyiz yağmuru? sırılsıklam olmaktan ne çıkar ki? yağmuru tüm bedeninle hissetmek ne kadar güzel oysa. hiç denemedin ki nereden bileceksin :/ 
ne zaman yağmurun sesini duysan, bi damla düşse üzerine koşmaya başladın, gidecek yerin olmasa bile koştun, tek amacın koşmakmış gibi. ya da uyduruktan bi şemsiye açtın, rüzgara karşı gerdin onu, seni neyden koruyacaksa artık; yağmurdan mı rüzgardan mı ıslanmaktan mı? yoksa su birikintisine boşluğa düşer gibi düşmekten korktuğun için mi kaçtın? ya da kendinden mi kaçtın? yağmur hüznü getirir derler, hüzün yaşanmışlıkların getirisidir. acaba dur dur sen kendinden, kendi düşüncelerinden, geçmişinden mı kaçtın? belki de yaşanmışlıklarını en derinlere gömdüğünden yorulmaktan kaçtın! 

31 Mart 2013 Pazar

uzaklardan. çook uzaklardan bi şeyler fısıldanıyor birisi.. kesik kesik geliyor şarkı sözleri kulağıma, çok rüzgar vardı bi yere yetişecekmiş gibi hızlıydı. karmaşık duyuyordum sözler çok karmaşık. ama net duyduğum tek şey vardı: rüzgar. beni ileriye sürüklüyordu ve gitgide fısıltılar yok oluyordu..ben ise rüzgara karışmış kayboluyordum, gidiyordum.
sebep benmişim meğer, ayrılıkların, pişmanlıkların, günahkarın, kötülerin anası benmişim. yüklenmişim sırtıma dünyanın yükünü, kamburlaşmışım, merak etmişim saatlerce günlerce. bi de eksikmiş gibi gözyaşı dökmüşüm. ben neymişim ki, kimmişim? sevmiş mi sevilmiş miyim? onunlayken mutlu muymuşum ? yok yok ben bir durağım, her döndüğünde yerinde bulacağını bildiği bi durak, belki de bi figüran, çift kişilik oyununda hayaleti oynamışım.